Almanya nüfusu için sirenler çalıyor

Gamze

Yayın: 2 March 2026

Okuma süresi: 4 dakika, 46 saniye

Almanya nüfusu, bir dizi tehlikelerle karşı karşıya. Doğurganlık oranı ülke demografisi açısından kritik eşiğin oldukça altında kalmaya devam ediyor. Federal İstatistik Dairesi’nin son verilerine göre, kadın başına düşen ortalama çocuk sayısı 1,35 olarak hesaplandı. Oysa nüfusun kendini yenileyebilmesi için bu oranın 2,1 olması gerekiyor.

2025 yılında ülkede dünyaya gelen bebek sayısı, bir önceki yıla kıyasla 27 bin azalarak 650 bine düştü. Aynı dönemde yaklaşık birer milyon kişi Almanya’dan göç etti. 31 Aralık 2025 itibarıyla ülke nüfusu 100 bin kişilik gerilemeyle 83,5 milyona indi.

Almanya nüfusu verileri endişelendiriyor

DW Türkçe’nin haberine göre, Nüfus Araştırmaları Enstitüsü Direktörü C. Katharina Spieß, aile kurma arzusunun toplumda hâlâ güçlü olduğunu vurgularken, bu isteğin gerçeğe dönüşmesinin önünde ciddi engeller bulunduğuna dikkat çekerek, “Anketlerde 19-29 yaş arasındaki grubun çocuk yapma isteğine bakıldığında Almanya’da kadın başına doğum sayısının 2,4 olması gerekiyor. Ancak çocuk yapma arzusunun gerçekleştirilmesinde güvende olma hissi çok önemli bir faktör. Karşı karşıya kalınan çoklu krizler, insanların çocuk yapma arzusunu gerçekleştirememesine neden oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomik belirsizlikler, konut bulma güçlüğü, artan kiralar ve yetersiz çocuk bakım imkânları, genç çiftlerin kararlarını doğrudan etkiliyor. Çocuk sahibi olduktan sonra çalışma saatlerini azaltmak zorunda kalan ebeveynler, gelir kaybı ve yoksullaşma riskinden endişe ediyor. Avrupa’nın en büyük ekonomisinde artık “çocuk sahibi olmanın aşırı pahalı olduğu” görüşü giderek yaygınlaşıyor.

Bu haber dikkatinizi çekebilir: Almanya’da yaşlı çalışan oranı rekor düzeyde

2070’e kadar yüzde 10’luk düşüş beklentisi

Federal İstatistik Dairesi’nin 2070’e kadar uzanan tahminlerine göre Almanya nüfusu yaklaşık yüzde 10 oranında azalacak. Üstelik göç, bu kaybı telafi etmeye yetmeyecek. Daire’nin Nüfus Bölümü Başkanı Karsten Lummer, asıl sorunun nüfusun küçülmesinden ziyade hızla yaşlanması olduğuna işaret etti. 1960’larda her yıl 1 milyondan fazla çocuğun doğduğu dönemin kuşağı artık emeklilik yaşına ulaşmış durumda. O yılların ardından doğum oranlarında sert bir düşüş yaşandı.

Lummer, çalışma çağındaki her 100 kişiye 33 emeklinin düştüğünü belirterek, “2035 yılında yaklaşık her dört kişiden biri 67 olan emeklilik yaşını doldurmuş olacak” dedi. Hesaplamalara göre 2050’ye kadar 80 yaş üstü nüfus 6 milyondan 9 milyona yükselecek.

Sosyal sistem üzerindeki baskı artıyor

Artan yaşlı nüfus, özellikle emeklilik ve sağlık sistemleri üzerinde büyük bir yük oluşturuyor. Dresden’deki Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü’nden (ifo) iktisatçı Joachim Ragnitz, emeklilik sisteminin ciddi baskı altında olduğunu ve nitelikli iş gücü açığının kapatılamadığını belirterek, “Nüfusun yaşlanması ve hızla gerilemesi, sağlık, bakım gibi alanlarla ilgili uzun vadeli siyasî kararlarda şimdiden göz önünde bulundurulmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Karsten Lummer ise mevcut sosyal sistemin hâlâ yüksek doğum oranlarına göre işlediğine dikkat çekerek, “Doğum oranlarımız düşük. Ama sosyal sistemimiz hâlâ doğum oranları yüksekmiş gibi işliyor” dedi.

Bugün 80 yaş üzerindekilerin yaklaşık yüzde 40’ı bakıma muhtaç durumda. Ayakta bakım hizmetlerinde çalışan yaklaşık 280 bin kişiye karşılık, bu sayının 2049’da 690 bine çıkması gerektiği hesaplanıyor.

Göç çözüm mü?

Son yıllarda Almanya, düşük doğum oranlarını göçle dengelemeyi başarmıştı. 1990’lardan bu yana ülkeye toplam 11 milyon göçmen geldi. 2015-2016’da Suriye’den, 2022’den sonra ise Ukrayna’dan yoğun göç yaşandı. Ancak göçmenlerin iş gücü piyasasına entegrasyonu beklenen hızda gerçekleşmedi.

Hükümete ekonomi alanında danışmanlık yapan “akil insanlar heyeti” üyesi Martin Werding, entegrasyon sürecindeki aksaklıklara dikkat çekti. Yabancı diplomaların tanınmasında yaşanan bürokratik gecikmelerin ciddi zaman kaybına yol açtığını savundu. Araştırmalara göre 2015-2016 döneminde gelen göçmenlerin üçte ikisi bugün çalışıyor. Ukrayna’dan gelenlerde ise istihdam oranı yüzde 31 seviyesinde.

Ukraynalıların kalma eğilimi artıyor

Almanya’da 1 milyonu aşkın Ukraynalı yaşıyor. Bu grup, Türklerin ardından ülkedeki en büyük ikinci göçmen topluluğunu oluşturuyor. C. Katharina Spieß, Ukraynalıların demografik yapıyı önemli ölçüde etkilediğini belirterek, “Ukraynalıların yüzde 42’si burada kalmak istiyor. Ancak belirsizlikler de artıyor. Almanya’da kalmayı isteyip istemediğini bilmediğini söyleyenlerin sayısı da arttı. Pek çok çocuk ve genç de sonsuza dek burada kalmayı düşünemediklerini belirtiyor” dedi.

Uzmanlara göre mevcut eğilimler değişmediği sürece göç, Almanya’nın demografik sorunlarını tamamen ortadan kaldıramayacak. Ekonominin ve sosyal güvenlik sisteminin ihtiyaç duyduğu iş gücünü yalnızca dışarıdan karşılamak mümkün görünmüyor.

Karsten Lummer, bu noktada yaşlı nüfusun daha uzun süre sağlıklı kalmasının kritik önem taşıdığını ifade ediyor. Tıptaki gelişmelerin umut verici olduğunu belirten Lummer, daha fazla hareket edilmesi ve alkol ile tütün tüketiminin sınırlandırılması çağrısında bulunuyor.

Yaklaşan etkinlikler