Bertelsmann raporunda Türkiye otokratik rejimler sınıfında yer aldı

Gamze

Yayın: 27 Mart 2026

Okuma süresi: 4 dakika, 35 saniye

Paylaş:

Bertelsmann raporunda Türkiye, otokratik yönetim kategorisinde kendisine yer buldu.

Alman Bertelsmann Vakfı tarafından yayımlanan “Dönüşüm Endeksi 2026”, dünya genelinde siyasal rejimlere ilişkin dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Araştırmaya dahil edilen 137 ülkenin 77’sinde otokratik yönetimlerin hâkim olduğu belirtilirken, bu sayının endeksin 2006’daki başlangıcından bu yana ulaşılan en yüksek seviye olduğu vurgulandı. Raporda, yaklaşık yirmi yıl önce küresel ölçekte demokrasilerin çoğunlukta olduğuna da dikkat çekildi.

İncelenen 77 otoriter rejimin 52’si ise “temel hakların tamamen hiçe sayıldığı sert otokrasiler” kategorisinde değerlendirildi. Buna karşın Polonya ve Brezilya gibi ülkeler, otoriter eğilimlere karşı toplumsal direncin demokratikleşme sürecini yeniden canlandırabileceğine dair olumlu örnekler arasında gösterildi.

Bu haber dikkatinizi çekebilir: Almanya’dan İmamoğlu çiftine cesaret ödülü

Bertelsmann raporunda Türkiye’ye ilişkin değerlendirmeler

Raporda Türkiye de otokratik yönetim kategorisinde yer aldı. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin son dönemin en rekabetçi süreci olduğu ifade edilirken, devlet kaynaklarının seçim kampanyalarında yoğun şekilde kullanıldığı ve iktidarın medya üzerindeki belirgin etkisine dikkat çekildi.

Çalışmada, muhalefet temsilcilerinin seçim sürecinde hukuki baskıyla karşı karşıya kaldığı belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:
“2024 yerel seçimlerinde muhalefetin belirgin zaferinin ardından çok sayıda seçilmiş belediye başkanının tutuklanması, siyasi çoğulculuğun sınırlarını ortaya koydu. Güçlü bir şekilde merkezileştirilmiş başkanlık sistemi ve yargının sınırlı bağımsızlığı bu gelişmeleri pekiştiriyor.”

Ekonomik baskılar ve deprem etkisi

Türkiye ekonomisine ilişkin bölümde, yüksek enflasyon, Türk lirasındaki değer kaybı ve artan kamu harcamalarının seçim öncesinde ciddi bir yük oluşturduğu ifade edildi. Seçim sonrası uygulanan sıkı para politikalarının yaşam maliyetlerini yükselttiği; yapısal sorunlar, yolsuzluk ve dış borcun ekonomik toparlanmayı zorlaştırdığı kaydedildi. Ayrıca 2023 Kahramanmaraş depremlerinin, “planlama ve organizasyondaki önemli eksiklikleri ortaya çıkardığı” değerlendirmesi yapıldı.

Raporda çözüm sürecine de değinilerek, yeni diyalog girişiminin “her şeyden önce siyasi-taktik nedenlerle başlatılmış gibi göründüğü” ifade edildi. Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ilişkilerin ekonomik fırsatlar sunduğu, Suriye ve Orta Doğu’daki gelişmelerin ise Ankara’nın temkinli ve pragmatik dış politika çizgisini şekillendirdiği belirtildi.

Demokrasilerde gerileme uyarısı

Endeksin genel değerlendirmesinde yalnızca otokrasilerin artmadığı, aynı zamanda birçok demokraside de otoriter eğilimlerin güç kazandığına işaret edildi. Seçilmiş hükümetlerin, iktidarlarını korumak adına demokratik kurumları zayıflattığı ve bunun küresel ölçekte demokrasi erozyonuna yol açtığı ifade edildi.

Basın, ifade ve toplanma özgürlüklerine yönelik kısıtlamalar, bu gerilemenin en belirgin göstergeleri arasında sayıldı. Raporda, bağımsız denetim mekanizmalarının işlevsizleştirildiği, parlamentoların etkisinin azaltıldığı ve yargının baskı altına alındığı da vurgulandı.

Seçimlerin niteliği tartışmalı

İncelenen ülkelerin yüzde 54’ünde seçimlerin demokratik asgari standartları karşılamadığı belirtilirken, Belarus, Rusya ve Ruanda gibi ülkelerde seçimler, “sonucu oy kullanımından çok önce belli olan, sıkı denetim altındaki meşruiyet ritüelleri” olarak tanımlandı.

Gürcistan ve Sırbistan’da seçim manipülasyonlarının bu ülkelerin otokrasi olarak sınıflandırılmasına yol açtığı ifade edilirken, Gabon ve Nijer’de askeri darbeler nedeniyle seçim süreçlerinin tamamen askıya alındığı hatırlatıldı.

Buna karşılık Senegal’de Anayasa Mahkemesi’nin seçimlerin zamanında yapılmasını sağlaması, olumlu örnekler arasında gösterildi. Brezilya, Letonya ve Tayvan’ın dezenformasyona karşı aldığı önlemlerle seçim güvenliğini artırdığı; Moldova’da ise Cumhurbaşkanı Maia Sandu’nun dış müdahalelere rağmen görevini sürdürdüğü belirtildi.

Otoriter rejimler ve sosyoekonomik sorunlar

Raporda, otokratik yönetimlerle yoksulluk ve eşitsizlik arasında güçlü bir ilişki bulunduğu ortaya kondu. Otoriter ülkelerin üçte ikisinde bu sorunların yaygın olduğu, demokratik ülkelerde ise bu oranın daha düşük seviyede kaldığı ifade edildi. Ayrıca otoriter rejimlerin yalnızca sınırlı bir kısmının kaynak verimliliğinde demokratik ülkeler seviyesine yaklaşabildiği kaydedildi. Süregelen sosyal sorunlar, yetersiz kamu hizmetleri ve adaletsiz ekonomik yapılar, bu ülkelerde protestoların devam etmesinin başlıca nedenleri arasında gösterildi.

Raporda ayrıca, “Macaristan Başbakanı Viktor Orban ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi popülistlerin bir zamanlar sahip oldukları büyük popülaritenin azaldığı” değerlendirmesi yapılırken, bu durumun hem Macaristan’daki anket sonuçlarında hem de Türkiye’deki kitlesel protestolarda gözlemlendiği belirtildi.

Bertelsmann Vakfı’nın iki yılda bir yayımladığı Dönüşüm Endeksi, gelişmekte olan veya piyasa ekonomisine geçiş sürecindeki 137 ülkenin demokrasi, ekonomi ve yönetişim performansını analiz ediyor. Almanya ve ABD gibi 23 OECD ülkesi araştırmaya dahil edilmezken, son rapor 1 Şubat 2023 ile 31 Ocak 2025 arasındaki dönemi kapsıyor.

Yaklaşan etkinlikler