Almanya’da göçmen kökenli nüfus artışını sürdürüyor. Federal İstatistik Dairesi’nin 2025 verilerine göre ülkede 21,8 milyon kişi göçmen geçmişine sahip. Bu sayı, toplam nüfusun yüzde 26,3’üne denk gelirken, bir önceki yıla göre 0,5 puanlık artışa işaret ediyor. Böylece ülkede yaşayan her dört kişiden biri göçmen kökenli hale geldi.
İstatistiklerde, kendisi ya da anne ve babası 1950 yılından sonra Almanya’ya göç etmiş olan bireyler “göçmen geçmişine sahip” olarak tanımlanıyor. Veriler, nüfusun yüzde 1’iyle yapılan örneklem çalışmasına dayanıyor.
Bu haber dikkatinizi çekebilir: Almanya’da her üç öğrenciden biri göçmen kökenli
Almanya’da göçmen kökenli nüfus artıyor
Almanya’da birinci kuşak göçmenlerin sayısı da dikkat çekiyor. 2025 itibarıyla yaklaşık 16,4 milyon kişi doğrudan göçmen statüsünde bulunuyor. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 1,7’lik artış anlamına gelse de, uzmanlar artış hızının geçmiş yıllara kıyasla daha düşük kaldığını belirtiyor.
Birinci kuşak göçmenlerin en yoğun geldiği ülkeler arasında Polonya ve Türkiye ilk sırayı paylaşırken, Ukrayna, Rusya ve Suriye de öne çıkan diğer ülkeler arasında yer alıyor. Öte yandan, göçmen ailelerin Almanya’da doğan çocuklarından oluşan ikinci kuşak nüfus da büyüyor. Bu grupta 5,4 milyon kişi bulunurken, 2024’e göre yüzde 3’lük bir artış kaydedildi.
Uzun vadeli verilere bakıldığında, 2005 yılından bu yana göçmen kökenli nüfusun 13 milyondan 21,8 milyona yükseldiği görülüyor. Bu da yaklaşık yüzde 67’lik bir artış anlamına geliyor. Aynı dönemde bu grubun toplam nüfus içindeki payı da yaklaşık 10 puan arttı.
Genç yaş gruplarında göçmen oranı daha yüksek
Araştırma, göçmen kökenli nüfusun yaş dağılımına da ışık tutuyor. Buna göre, genç yaş gruplarında göçmen oranı daha yüksek. 25-34 yaş aralığında her üç kişiden biri göçmen geçmişine sahipken, 65 yaş üstünde bu oran her yedi kişiden birine düşüyor.
Eğitim düzeyine bakıldığında ise genç göçmenlerin üçte birinin üniversite mezunu olduğu görülüyor. Ancak benzer bir oran, mesleki eğitim veya diploma sahibi olmayan bireylerden oluşuyor. Bu durum, eğitim alanındaki eşitsizliklerin sürdüğüne işaret ediyor.




