Almanların çoğu ekonomik adaletten memnun değil

Gamze

Yayın: 27 Nisan 2026

Okuma süresi: 3 dakika, 49 saniye

Paylaş:

Almanya’da yapılan son anket, ekonomik adalet konusunda büyük bir memnuniyetsizlik olduğunu ortaya koyuyor. Anket sonuçlarına bakıldığında, toplumda geniş bir memnuniyetsizlik var bu giderek tabana yayılmaya devam ediyor. Nisan ayında infratest dimap tarafından, ARD’nin “Senin görüşün önemli!” çalışması kapsamında 16 yaş üstü 2 bini aşkın kişiyle anket düzenlendi. Sonuçlara konu başlıkları halinde bir bakalım.

Ekonomik adaletten memnuniyet yok

Tagesschau’nun haberine göre, yapılan son araştırmalara göre, Almanya’da yaşayanların yüzde 81’i ekonomik refahın adil dağıtılmadığından şikayetçi. Yalnızca yüzde 15’lik bir kesim mevcut durumu adil buluyor. Araştırma sonuçları, gelir ve yaş farkı gözetmeksizin adaletsizlik algısının yaygın olduğunu gösteriyor.

70 binden fazla kişinin katıldığı çevrim içi ankette de benzer görüşler öne çıkıyor. Katılımcılar özellikle vergi yükünün dağılımını eleştiriyor. Baden-Württemberg’den Reena Kusche, “Yükün tamamını orta sınıf ve düşük gelirliler taşıyor” sözleriyle bu durumu özetliyor.

Servet ve miras vergisi gündemde

Toplumda artan eşitsizlik algısı, yeniden dağıtım politikalarına desteği de artırıyor. Katılımcıların yüzde 64’ü uzun süredir uygulanmayan servet vergisinin yeniden yürürlüğe girmesini destekliyor. Benzer şekilde, yüksek miraslara uygulanan vergilerin artırılması da yüzde 61 oranında destek buluyor.

*Servet vergisi: Servet vergisi, kişinin sahip olduğu tüm varlıkların (gayrimenkul, menkul kıymetler, iş ortaklıktan paylar, para vb.) net değerine belli bir oranla yıllık olarak alınan bir dolaysız vergidir. Bu vergi, gelir vergisinden farklıdır. Gelir vergisi, bir kişinin kazandığı para üzerinden alınırken; servet vergisi, kişinin sahip olduğu toplam zenginlik üzerinden hesaplanır. Almanya’da 1997’ye kadar uygulanıyordu ancak sonrasında bu uygulama devam ettirilmedi.

Göç ve sosyal yardım tartışması

Ekonomik adalet tartışmaları göç politikalarına da yansıyor. Araştırmaya katılanların üçte ikisi, göçmenlerin sosyal yardımlardan yararlanabilmesi için belirli bir süre çalışmış olması gerektiğini savunuyor.

Sosyal sistemlerin sürdürülebilirliği için bireysel fedakârlık yapılması gerektiği konusunda toplum ikiye ayrılmış durumda. Katılımcıların yüzde 47’si bu fikre destek verirken, aynı oranda bir kesim karşı çıkıyor. Bölgesel farklılıklar da dikkat çekiyor; özellikle doğu eyaletlerinde fedakârlığa karşı çıkanların oranı daha yüksek.

Emeklilik reformu zorlu bir süreç olacak

Hükümetin gündemindeki en önemli başlıklardan biri olan emeklilik reformu ise toplumda hassasiyet yaratıyor. Çalışan nüfusun azalması, sistem üzerindeki baskıyı artırırken, kesinti önerilerine destek sınırlı kalıyor.

Buna karşın, katılımcıların yüzde 86’sı, memurların, serbest çalışanların ve siyasetçilerin de yasal emeklilik sistemine dahil edilmesini destekliyor. Bu uygulama İsviçre ve Norveç gibi ülkelerde mevcut. Ayrıca, emekli maaşlarının daha çok prim ödeme süresine bağlanmasını katılımcıların üçte ikisi destekliyor. Buna karşılık, emeklilik yaşının yaşam beklentisine göre artırılması fikrine yüzde 64 karşı çıkıyor.

ABD tarzı, bireysel sorumluluğun artırıldığı bir sistem de büyük ölçüde reddediliyor. Katılımcıların yüzde 70’i, devlet emekliliğinin asgari seviyeye çekilmesi ve bireysel birikimlere daha fazla ağırlık verilmesine karşı. Başbakan Friedrich Merz’in kısa süre önce yasal emekliliğin gelecekte “en fazla temel güvence sağlayacağı” yönündeki açıklaması tartışma yaratmıştı.

Genel tabloya bakıldığında Almanya’da toplumun önemli bir kısmı, daha fazla çalışan ve katkı sağlayanların daha fazla kazanması gerektiği görüşünü benimsiyor. Bununla birlikte gelir eşitsizliğinin sınırlandırılması ve sosyal açıdan zayıf kesimlerin desteklenmesi gerektiğini savunan önemli bir kesim de bulunuyor.

Yaklaşan etkinlikler