Almanya’da konut krizi: Göçmenler çifte baskı altında

Gamze Nur Ergil

Yayın: 15 Mayıs 2026

Okuma süresi: 2 dakika, 18 saniye

Paylaş:

Almanya’da artan kira fiyatları ve yetersiz konut arzı, özellikle düşük ve orta gelirli kesimler için barınmayı giderek zorlaştırıyor. Büyük şehirlerde uygun fiyatlı ve yaşanabilir bir kiralık ev bulmak artık neredeyse imkânsız hale gelirken, göçmen kökenli kişiler bu krizden daha ağır etkileniyor.

Mayıs 2026 verilerine göre Berlin’de 100 metrekareyi biraz aşan üç ya da dört odalı bir dairenin aylık kirası aidat ve ısınma giderleriyle birlikte 4 bin euronun üzerine çıkabiliyor. Daha düşük fiyatlı seçenekler ise çoğunlukla şehir merkezinden uzak ve ciddi tadilat gerektiren dairelerden oluşuyor.

Uzmanlara göre Almanya genelinde yaklaşık 1,4 milyon konut açığı bulunuyor. Sorunun büyük bölümü düşük ve orta gelir grubuna yönelik konutlarda yaşanıyor. Artan nüfus, tek kişilik hanelerdeki yükseliş ve göç hareketliliği konut talebini artırırken, inşaat sektörü bu ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalıyor.

2025 itibarıyla yaklaşık 83,5 milyon nüfusa sahip Almanya’da halkın yarısından fazlası kiracı olarak yaşıyor. Mevcut kira sözleşmeleri yasal koruma altında olsa da yeni kiralamalarda özellikle göçmen kökenli kişilerin ciddi dezavantajlarla karşılaştığı belirtiliyor.

Almanya’da konut krizi göçmenleri derinden etkiliyor

Uyum ve Göç Bilirkişi Konseyi’nin (SVR) hazırladığı raporda, göçmenlerin daha küçük ve kalabalık evlerde yaşadığı, ev sahibi olma oranlarının ise toplum ortalamasının altında kaldığı ifade edildi. Ayrıca gelirlerinin daha büyük bölümünü kiraya ayırmak zorunda kaldıkları vurgulandı.

Uzmanlar, düşük gelir seviyesinin yanı sıra oturum statüsündeki belirsizlikler, dil sorunları ve sosyal çevre eksikliğinin de konuta erişimi zorlaştırdığını belirtiyor. Özellikle mültecilerin, uygun fiyatlı konut nedeniyle sosyal açıdan dezavantajlı mahallelere yöneldiği kaydediliyor.

SVR Başkan Yardımcısı Birgit Glorius, konut piyasasında ayrımcılığın da önemli bir etken olduğunu söyledi. Glorius, “Araştırmaların da gösterdiği gibi ırkçı ayrımcılık da söz konusu” ifadelerini kullandı.

Federal Adalet Mahkemesi’nin 2026 başında verdiği bir karar da bu tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Pakistan kökenli bir isme sahip olduğu için daire gösterimi için randevu alamayan bir kadına, ayrımcılık nedeniyle 3 bin euro tazminat ödenmesine hükmedildi. Aynı kişinin Almanca çağrışımlı bir isimle yeniden başvurduğunda randevu alabildiği belirtildi.

Rapora göre Almanya’da 2024 yılında yaklaşık 532 bin kişi evsiz durumdaydı. Bu sayının iki yıl öncesine kıyasla iki katından fazla arttığı belirtilirken, barınma hizmetlerinden yararlananların büyük bölümünün Alman vatandaşı olmadığı açıklandı.

Uzmanlar, konut krizinin yalnızca sosyal değil ekonomik sonuçlar da doğurduğuna dikkat çekiyor. Ekonomik açıdan güçlü bölgelerde iş imkânı bulunmasına rağmen uygun fiyatlı konut eksikliği nedeniyle çalışanlar bu bölgelere taşınamıyor. Bu durum işverenlerin de nitelikli personel bulmasını zorlaştırıyor.

Bilim insanları çözüm için sosyal konut projelerinin artırılması, dezavantajlı mahallelerde eğitim ve sosyal altyapının güçlendirilmesi ve şirketlerin çalışanlar için konut projelerine daha aktif destek vermesi gerektiğini savunuyor.

Yaklaşan etkinlikler