Almanya’da Friedrich Merz’in başbakanlığındaki siyah-kırmızı koalisyon ilk yılını geride bıraktı. Ancak hükümet daha göreve başlamadan ciddi krizlerle karşı karşıya kaldı. CDU/CSU ile SPD ortaklığındaki koalisyon, geçen bir yıl boyunca ekonomi, savunma, emeklilik ve göç politikaları başta olmak üzere birçok konuda tartışmaların odağında yer aldı.
Merz hükümeti ilk yılında ne yaptı?
Tagesschau’nun haberine göre, Merz hükümeti, ilk 12 ayında toplam 175 yasa ve düzenlemeyi hayata geçirdi. Bunlar arasında konut ruhsat süreçlerini hızlandıran “turbo inşaat” düzenlemesi, dijital ehliyet uygulaması ve kamu ihalelerinde toplu sözleşme şartı gibi uygulamalar yer aldı. Ancak seçim yasası reformu ve borç freni düzenlemesi gibi önemli başlıklarda taraflar hâlâ ortak bir noktada buluşabilmiş değil.
Erken seçim sonrası yeni dönem
Olaf Scholz liderliğindeki “trafik ışığı” koalisyonunun (SPD – Yeşiller – FDP) çökmesinin ardından Şubat 2025’te erken genel seçim yapıldı. Seçimde SPD yüzde 16,4 oyla tarihinin en kötü sonuçlarından birini aldı. CDU/CSU ise yüzde 28,6 ile sandıktan birinci çıktı ancak kendi belirlediği yüzde 30 hedefinin gerisinde kaldı.
Borç politikası ve 500 milyar euroluk fon
Koalisyonun daha ilk günlerinde en büyük tartışmalardan biri borç politikası oldu. Savunma harcamaları için borç freninin gevşetilmesi ve 500 milyar euroluk özel fon oluşturulması özellikle CDU/CSU içinde eleştirildi. Çünkü bu adım, Merz’in seçim dönemindeki söylemleriyle çeliştiği gerekçesiyle tepki çekti.
Hükümet, 2025 sonuna kadar fondan 24 milyar euroluk yatırım yapıldığını açıkladı. Ancak muhalefet ve bazı ekonomistler bu harcamaların gerçekten “ek yatırım” olup olmadığını tartışmaya devam ediyor.
Başbakanlık krizle başladı
Friedrich Merz’in 6 Mayıs 2025’te Bundestag’da ancak ikinci tur oylamada başbakan seçilebilmesi Almanya siyasi tarihinde bir ilk oldu. Oylama sürecindeki kriz, koalisyonun daha başlangıçta ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.
Emeklilik reformunda gerilim
Koalisyonun ilk büyük iç krizlerinden biri emeklilik reformunda yaşandı. Emeklilik güvence seviyesinin 2031’e kadar korunması kararı alınırken “anne emekliliği” genişletildi ve ileri yaşta çalışmayı teşvik eden düzenlemeler getirildi.
Ancak reformun maliyeti CDU ve CSU içindeki genç milletvekillerinin tepkisini çekti. Haftalar süren tartışmaların ardından yasa kabul edildi. Daha sonra Merz’in yasal emeklilik sisteminin gelecekte yalnızca “temel güvence” sağlayabileceği yönündeki açıklaması SPD’nin sert tepkisine neden oldu.
Sağlık ve sosyal devlet tartışmaları
Sağlık reformu kapsamında hazırlanan tasarruf paketi uzun pazarlıkların ardından kabul edildi. Ancak düzenlemenin tamamen yürürlüğe girmesi için Bundestag onayı gerekiyor.
Öte yandan “vatandaşlık parası” sistemi sıkılaştırılarak adı “temel güvence” olarak değiştirildi. Bu düzenleme CDU/CSU’nun seçim vaatlerinden biri olarak öne çıkıyordu.
Vergi reformu, bakım sigortası ve sosyal devlet düzenlemeleri ise hâlâ çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor.
Savunma harcamaları öne çıktı
Hükümetin en önemli önceliklerinden biri savunma politikası oldu. Savunma Bakanı Boris Pistorius, Bundeswehr’in yeniden yapılandırılması için bütçeyi artırırken Almanya’nın Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel ordusuna sahip olması hedefini açıkladı.
Yeni askerlik sistemi gönüllülük esasına göre başlatıldı. Ancak CDU/CSU, yeterli katılım olmaması halinde otomatik zorunlu askerlik sistemine geçilmesini talep etti.
Göç politikasında sertleşme
İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt’in göreve gelmesiyle sınır kontrolleri artırıldı ve geri çevirmeler sıklaştırıldı. Hükümet verilerine göre Mayıs 2025 ile Nisan 2026 arasında 32 binden fazla kişi sınırdan geri çevrildi.
Aile birleşimi kuralları da sertleştirildi. Afganistan’a yönelik sınır dışı uçuşlarının devam etmesi ise insan hakları çevrelerinin eleştirilerine yol açtı.
İran savaşı ekonomiyi etkiledi
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları Almanya ekonomisini de olumsuz etkiledi. Akaryakıt fiyatlarındaki artış ve ekonomik belirsizlik hükümetin büyüme hedeflerini zorlaştırdı.
Hükümet petrol fiyatlarını kontrol altına almak amacıyla şirketlerin fiyatları günde yalnızca bir kez artırabilmesini öngören “saat 12 kuralını” uygulamaya koydu. Ancak beklenen sonuç alınamayınca geçici yakıt indirimi devreye sokuldu.
Ekonomide beklenen toparlanma gelmedi
Koalisyon ekonomik büyümeyi canlandırmak için vergi indirimleri ve enerji destekleri içeren teşvik paketleri hazırladı. Enerji yoğun sektörler için sanayi elektriği desteği sağlanırken yeni doğal gaz santrali projeleri gündeme geldi. Buna rağmen Alman ekonomisindeki durgunluk devam etti ve hükümetin büyüme hedefleri ilk yılda istenilen seviyeye ulaşamadı.




